|

Yukarıdaki kısaltılmış şemada SHITO-RYU stilinin "KAI" gruplarına bölünmesi Kenwa Mabuni'nin ölümünden sonra başlamıştır. Ancak Japonya'da Sito-Ryu'nun gerçek teknik ve irade gücünü taşıyan stil Kenwa Mabuni ustanın oğlu Keney Mabuni ve Manzo İwata tarafından geliştirilmiş olan Sito-Kai'dir.
Gerçek Karate-Do, bir Savunma Sanatı olarak, temeli çok eski çağlara dayanmaktadır. Bilim adamlarının bir kısmı, Karatenin doğuş yeri Çin olduğunu ve oradan Okinawa adalarına yayıldığını tahmin etmektedirler. Diğer bir kısmına göre de, Çin ustası Tsüan-Şu'nun geliştirdiği Savunma Sanatından çok önce Okinawa adalarında Karate-Do'nun yaşadığını söylemektedirler.
Diğer bir rivayete göre de, Tsüan-Şu'nun Okinawa'ya yayıldığı ve sonra da adaların Ulusal Savunma Sanatı olarak geliştirildiği düşünülmektedir.
Rivayetlerden birinde de, Buda'nın Hindistan'daki 28. Ardılı olan Bodhidharma, Ustası Prajnatara'nın talimatı üzerine, Milat'tan Sonra VI. Asırda Çine gelmiş ve Bey Krallığında Sâolin (Sorin) Manastırına yerleşerek, buradaki Rahibeleri eğitmeye başlamış. Bodhidharma, "18 kol Hareketi", sonradan "Sâolin Tsüan" adı altında çeşitli stiller oluşturmuş ve Kore, Vietnam, Birma, Endonezya, Tayland gibi ülkelere yayılarak, yerli ulusal özellikleriyle zenginleşip Tsüan-Su sistemiyle birleşmiştir. Bu çeşit hızlı yayılmasına rağmen Sorin su-Kempo sistemi fiziki hareketlerinden öteye gitmemiştir.
Okinawa adalarında karate sisteminin gelişimine büyük önem verilmiş ve bu sebeple Okinawa, bu günkü karatenin beşiği sayılmaktadır. Okinawa, o kıtada en büyük ada sayılır, yüz ölçümü 1254 kilometre karedir. Adanın Güneyinde en büyük merkezler ise, Naha, Süri ve Tomari'dir. Okinawa'nın baş kendi Naha'dır. Nüfusu, genelde Japon kökenli kavimlerden oluşmaktadır. Kavimler Ryuku şivesinde konuşuyorlar. O dönemde Okinawa kavimleri devamlı olarak birbirleri ile savaşırlardı, bunun dışında da, yerli zenginler halkın mal ve mülkünü zorla ellerinden alıyorlardı.
VII. asırda, ilk olarak Japonya, Okinawa ile ticari anlaşmalar yaparak, iki ülke arasında sıcak ilişkiler kurdu. Aynı zamanda Japonya'da Tayra ve Minamoto Tarikatları arasında şiddetli çatışmalar başlamıştı. Yenilen tarikat mensupları Okinawa adasına sığınmışlardı. Birçok kaçak Samuraylar burada saklanıyorlardı. Samurayların gelişiyle o yörede Japonya savunma sistemleri gelişmeye başladı, sistem içeriğinde de Japonya silahları kullanılıyordu. Aynı zamanda, Süri, Naha ve Tomari şehirleri civarında sivil ve askeri grupları toplanmışlardı. Bu yöreye Çin'den sızıp gelen Kempo, halk arasında yayılmaya başlamıştı.
Bu sırada üç büyük Okinawa karate do dalları, Süri, Naha ve Tomari şehirlerinde oluşarak, Süri-te,Naha-te ve Tomari-te adları altında gelişiyorlardı. 1429 yılında Kral Se Ha-Si bu üç büyük bölgeyi kendine bağlayarak, kontrol altında tutuyordu. Aynı bölgelerde büyük çatışmalar başlamış ve tehlikeli bir kargaşa durumu bekleniyordu. Bu sebeple Kral Se Ha-Si bir karar alarak "KİN-BU" silah taşımayı yasakladı. İç çatışmalar ve dışarıdan yapılan saldırılar yerli halkı, kendilerini korumak için savunma sanatı ustalarına baş vurmaya mecbur etmişlerdi.
O dönemde Endonezya, Vietnam, Laos, Birma ve Kore gibi ülkelerde "Okinawa-Te" gelişmiş ve bu ülkelerde temsilcileri bulunuyorlardı. İşte yerli halk, gizli olarak "Okinawa-Te" sistemini öğrenmeye başladı. Şubat 1609 yılında Japonya'dan yüz gemi ile üç bin Samuray Okinawa adalarına geldi. Ordusu olmayan Okinawa halkı Samuraylara karşı güçsüz kaldılar. Yeterli kadar karşı koyamadılar ve yenildiler. Bundan sonra Okinawa ve halkı Japonya İmparatorluğuna bağlı olarak ağır vergi ve işkence altında ezilmeye maruz kaldı. Aynı zamanda üçüncü kere silah taşıma yasağı çıktı. Japonya iktidarı, Katana gari, yani "kılıç avlama" emrni verdi. Kılıç ile yakalanan vatandaş ölüm cezasına çarpılıyordu.
1629 yılı Okinawa'da gizli örgüt oluştu ve bu örgütün başında da "Okinawa-Te" ustaları bulunuyordu. Silah yasaklığı, ada halkını zor antrenmanlar yapmaya mecbur etti. İdmanlarda, saldırılara önem verilerek yumruk ve ayaklarını çalıştırıyor, onları tehlikeli silah olarak kullanmak istiyorlardı. Özel alet olan "makiwara" kullanılıyordu, binlerce kere tekme ve tokat atılıyordu. Rakipsiz çalışarak, kendilerini bir savaşçı olarak hazırlamak için de devamlı "katalar"(hayali rakipler ile yapılan dövüş hareketleri) çiziyorlardı. Bununla beraber "Kobudo-Dzütsu" öğreniyor ve çeşitli silahları kullanmaya çalışıyorlardı. Silah çeşitleri: ip, zincir, kayık küreği, sopa (Bo), orak (Kama), değirmen taşı (Tonfa), üç dişli kama çeşidi (Sai) ve diğerleri idi.
Uzun süre içinde verilen mücadele, sonunda 18. asırda karate ustası Sakugawa, "Sakugawa-no Karate" okulnu açtı ve karate kelimesi ilk olarak kullanılmaya başladı. Kara (boş), te (el), yani Boş el Savunma Sanatı, birçok ustalar tarafından geliştirildi ve bu silahla 1868 yılında Okinawa halkı Samurayları yok ederek ülkesini "Gün Doğuşu" ülkesi ilan etti. Fakat 1885 yılında Okinawa, Japonya İmparatorluğunun bir parçası olarak gelişmeye devam etti.
1901-1903 tarihleri arasında Karate, Japonya Beden Eğitim Sistemine uygun olarak, Eğitim Programına eklendi. Bundan böyle resmi kurum ve kuruluşlarda ilk karate kursları veren, eski Okinawa stili SÜRİ-TE'yi oluşturan Sokon Matsumure'nin öğrencisi Yasutsune İtosu idi. İtosu, bugünkü Karate stillerinin kurucuları Kenwa Mabuni (SİTO-RYU), Miyagi Tözün (GODJO-RYU), Gitin Funakosi (SÖTÖKAN-RYU) ve diğer ünlü ustaların hocası idi. İtosu, o dönemde jimnastik hareketlerine benzeyen zincirleme hareketleri, yani hayali rakipler ile dövüş sistemi Kataları geliştirerek ilk olarak sağlık tedavi jimnastiğini uyguladı.
19. asrın sonunda "SÖRİNDZİ-RYU'dan iki geneleksel karate stili oluştu. Stillerin birleşimi ile "SÜRİ-TE ve TOMARİ-TE"'den "SÖRİN-RYU," "NAHA-TE ile TOMARİ-TE" den de "SÖREI-RYU" oluştu.
"SÖREİ-RYU," hafif ve kandırmacı, sağa sola kayma hareketleri niteliğini taşıyan bu hafif ve hareketli stil, kadın ve çocuklar için çok uygun bir stildi.
"SÖRİN-RYU" ise -"aydınlaşmış kalp," eski ve geleneksel Okinawa yumruk dövüşü "OKİNAWA-TE" prensiplerine göre oluşmuştur.
Felsefe bakımından karate, "Budizm" inancına bağlı olmasına rağmen, Okinawa'da bir askeri dövüş sanatı olarak yaygınlaşmıştır. Bu yaklaşım nedeniyle, eski dövüş sistemi olan "KEMPO," unutulmuştur. Japonya'da yaygınlaşan karate, Japon ulusunun malı olarak görülmüştür. Bugünkü karatenin irade gücünü gözden geçirerek, "BUSİDO"-"Samuray yolu" adını taşıyan , yani "Samuray" -akıncının ahlâk ve estetik niteliğini taşımaktadır, Budizm, insanın doğa ile birleşme düşüncesini "Busido" ya ekleyerek, onu askeri kanuna çevirdi ve aynı zamanda birçok Japon ulusal inançların temsilcisi olarak görüldü. "Busido" Samurayların güvende ve soğukkanlı olmalarını sağlıyor, ölümden hiç korkmayacak kadar cesaretlendiriyordu. Onların doğru, dürüst ve temiz insan olmalarını, paradan nefret etmelerini, kendi menfaatlerini düşünmemelerini sağlıyordu.
O dönemde olayların en önemlisi, Karate-Do sisteminin, gelecekte Japonya'nın İmparator koltuğuna oturacak Hirohito'ya gösterilmesi ve tanıtılması idi. 6 Mart 1921 yılında yapılan bu gösteri Hirohito'yu çok büyülemişti. Karate-Do programında gösterilen Kata, Kumite (dövüş) ve Tamesivari (kiremit ve çeşitli kalınlıklarındaki tahtaların boş elle kırılması), Hirohito'yu çok şaşırmıştı. 20. asrın ikinci yarısında Okinawa ustaları, oluşturdukları Karate-Do stillerini resmi olarak kayıt ettirdiler.
Okinawa ustası Kenva Mabuni, 1926 yılında Osaka şehrinde "SHİTO-RYU" stilini oluşturdu ve 1930 yılında da resmi kaydını yaptırdı. 1936 yılında Okinawa ustalarının konferansı oldu ve "Okinawa Karate Ustaları Konferansı" olarak tarihe geçti. Aynı zamanda da Kara kelimesinin "Çin" anlayışı kaldırılarak "Boş" iyeroglif anlamı verilmiş oldu. 2. Dünya Savaşı öncesi resmi olarak Japonya'da dört Karate-Do stili var idi. Bu stiller: "GODZO-RYU", "SHITO-RYU", "SÖTÖKAN" ve "VADO-RYU" idi. Sonradan bu stillere dayanarak birçok farklı stiller ortaya çıktı. Mabuni ustanın öğrencileri: "SHITO-KAI", "SYUKO-KAI", "SANKYU-KAI" stillerini oluşturdular.
1964 yılında Tokio'da Olimpiat Şampiyonası yapılarak, Budokan Dövüş Merkezinde Tüm Japonya Karate-Do Federasyonu "DZEN NİHON KARATE-DO REMEY" adı altında tüm karate stil ve okullarını birleştirdi.
50. yıllarından sonra, Karate Avrupa ve Amerika'ya kadar yayıldıktan sonra, birçok ulusal federasyonlar oluştu. 1969 yılında Uluslar arası Karate-Do Birliği (WUKO) kuruldu ve aynı zamanda İlk Karate Müsabakaları yapıldı.
Bu günkü Karate-Do, geniş bir çapta stillerin bir araya gelmesini sağlamıştır. Bunların temeli de eski çağ "TODE" stilinin prensipleri üzerine kurulmuştur.
KENWA MABUNİ SİHAN
Shito Ryu Karate-Do'nun Kurucusu (14.11.1888 - 23.05.1952)
"SHITO-RYU" stilinin kurucusu Kenwa Mabuni, 14 Kasım 1889 yılında Okinawa'nın Süri şehrinde doğdu. O, en meşhur Samuray kabilesinin 17.kuşağındandır. Çocuk yaşlarında zayıf bir bünyesi vardı. Fakat akrabaları, dedelerinin cesur Kral askerleri olduklarını anlatıyorlardı. O nedenle de, devamlı hayal kuruyor ve dedeleri gibi güçlü olmak istiyordu.
13 yaşında, meşhur karate ustası Anko İtosu'nun öğrencisi oldu. 7 yıl, kesintisiz karate eğitimi gördü ve "SÜRİ-TE" stilini öğrendi. 20 yaşında Kenwa Mabuni, "NAHA-TE" ustası Higaonna'nın yanında eğitim gördü ve bu stil sonradan "SHITO-RYU" stilinin temelini oluşturdu.
Kenwa Mabuni, askerliğini yaptıktan sonra polis olmayı karar verdi. Poliste 10 yıl çalışarak, aynı zamanda polis subaylarının eğitimini yapıyordu. Çeşitli bölgelerde görev yaparak, "SYURİ-TE ve NAHA-TE" dışında diğer karate stilleri ile de ilgileniyordu. Eski çağ sanatı olan "RYÖKAN-BUDO" yı da öğrenmeye çalışıyordu. 1910 yılında usta Mabuni'nin eğitim programı resmi olarak orta okullarda kabul edildi. Bu dönemde ünlü ustalar, en çok saldırı kısımlarının gelişmesine önem vererek özel aletler olan "makivara" üzerinde fiziki çalışmalar yapıyorlardı.
13 Şubat 1918 yılında K,Mabuni'nin büyük oğlu Keney doğdu. Bu dönemde Mabuni usta karateyi geliştirerek meşhur kıldı. Bu çalışmalarında ona, birçok ünlü ustalar destek verdi. K.Mabuni, kendi evinde sık sık ünlü ustalar: Gitin Funakosi, Tödzu Osiro, Tösin Tibana, Seyöto Tokumura Hoko İsikava ile görüşüyordu. Sıradan bir gösteride Mabuni San, prens Kuni ile Kaho'yu Karate sanatı ile tanıştırdı.
1924 yılında Mabuni San, Karate Eğitimcisi seçildi ve iki yüksek okulda Prens Titibu'nun huzurunda gösteri yaptı. Kenwa Mabuni, 1925 yılında "Okinawa Karate-Do Kulübü" nü kurdu, bu kulüpte birçok ünlü ustalar hocalık yapıyorlardı. Bu dönemde eğitim programlarında, fiziki gelişimine ve dövüşe (kumite) önem veriliyordu. Her teknik hareketi binlerce defa tekrarlanıyordu. Her ustanın özel tekniği var idi.
1927 yılında Kenwa Mabuni, Karate-Do hakkında Dzigaro Kano ile Tödzün Myâgi ustalarla düşünceleriyle paylaşarak onların desteğini aldıktan sonra Osako şehrine gitti ve Karate-Do SHITO-RYU stilini tüm Japonya'ya tanıtmaya çalıştı. Fakat insanlar Karate'nin felsefesini yanlış anlıyorlardı, en fazla da Katalar konusunda sorunlar çıkıyordu.
Mabuni San, polis okullarında, yüksek okullarda, Budist manastırlarındaki gösterilerde; "Tamesivari" yani kerpiçleri, tahtaları kırıyordu, halk arasında "Yumruk dansı" olarak bilinen Kataları yaparak Karate-Do felsefesinin ne kadar etkili olduğunu gösteriyordu. Tüm zorluklara rağmen 1931 yılında Kenwa Mabuni "DAY-NIHON KARATE-DO KAİ" cemiyetini kurdu. Ancak sonraki yıllarda cemiyetin adını "NİHON KARATE-DO KAİ" şeklinde değiştirdi.
"NİHON KARATE-DO KAİ" sistemi, bugünkü "SHITO-RYU SHITO KAI stilinin temelini oluşturdu. "DAY-NİHON KARATE-DO KAİ" stilinin kurucuları Kenwa Mabuni ustanın öğrencileri idiler. Şimdi onlar Japonya "SHITO-KAI" Federasyonu'nun sorumlu temsilcileridir.
İkinci Dünya Savaşı sonrası, devamlı karate kulüpleri kuruluyordu. Üniversite takımları arasında müsabakalar yapılıyordu. Kısa bir süre sonra da Japonya Şampiyonası yapıldı. Kenwa Mabuni, usta hayatının büyük bir kısmını "SHITO-RYU" stilinin gelişimine harcadı. Fakat hayal ettiği planlarını gerçekleştiremeden erken hayatına veda etti.
Kenwa Mabuni, oluşturduğu "SHITO-RYU" stilinin temelinde, Higaonna ustanın "SÜRİ" stilinin özellikleri vardır. Karate-Do içeriğinde en önemli olan Kata'dır. Katalarda, birkaç kişilere karşı dövüşmek ve savunmak için tüm teknik hareketleri toplanmıştır. Kataların doğru çizilmesi ve yapılan hareketlerin anlaşılması için "BUNKAY KUMİTE" (açıklamalar) yapılır. "SHITO-RYU"stilinde, diğer stillere göre en çok Katalar vardır.
Katalar, İtosu, Higaonna, Aragaki, Matsumura ve Mabuni ustaların tarafından oluşturuldukları gibi gruplara bölünmektedirler.
İTOSU-HA:
- Heyan 1-5,
- Bassay-day, sö,
- Kosokun-day, sö,
- Siho-Kosokun,
- Dzion,
- Dzitte,
- Dziin,
- Vansü,
- Çintey,
- Godzüsiho,
- Çinto,
- Rohay 1-3,
- Nayfantin 1-3.
|
HİGAONNA-HA:
- Santin,
- Tensö,
- Seyintin,
- Sepay,
- Sayfa,
- Suparinpey,
- Seysan,
- Kururunfa,
- Sisootin,
- Sanseiru.
|
ARAGAKİ-HA:
|
MATSUMURA-HA:
|
MABUNİ:
- Matsukadze,
- Dzirokku,
- Aoyagi,
- Mioyogi.
|
|
"Sadece dövüşe önem vererek kendini geliştirmek isteyen ve Kataları hiçe sayan kişi, hiçbir zaman iyi sonuca varamaz, Karate-Do felsefesini de hiç anlayamaz!"
Kenwa Mabuni
|
 Kenei Mabuni |
Keney Mabuni; Kenwa Mabuninin vefatından sonra, "SHITO-RYU" stilinin geliştirilmesi ve yagınlaştırılması görevini onun seçkin öğrencileri yapıyordu. "NİHON KARATE-DO KAİ" gelişim merkezi Kansay bölgesi idi. 1960 yılında Kenwa Mabuninin en iyi öğrencilerinden olan Mandzo İvata'nın büyük çabaları ile Japonya'nın başkenti Tokio'da Doğu Şubesi kuruldu.
Kenwa Mabuninin oğlu Keney Mabuni tarafından Osaka şehrinde Batı şubesi kuruldu. Doğu ve Batı Karate-Do Şubeleri arasında müsabakalar yapılıyordu. Bir süre böyle devam ettikten sonra, 1964 yılında Japonya "NİHON KARATE-DO KAİ" yani "SHITO KAİ" Şampiyonası yapıldıktan sonra Doğu ile Batı Şubeleri birleştiler. Şubat 1964 yılında da Tüm Japonya Karate-Do Federasyonu kuruldu.
|
İVATA MANDZO SİHAN
İvata San, 9 Şubat 1924 yılında Kitaku Takinogava (Tokio)'da doğdu. Babası İvata Sono çay ticareti ile meşgul idi. İvata Mandzo 6 yaşında iken dövüş sanatı Judo, Kendo, Aykido ile ilgilenmeye başladı. 14 yaşında Karate-Do ve dedesinin yakın arkadaşı olan Uesiba Morihei ustadan da Aykido eğitimi gördü. İvata Sihan, 1941 yılında Toyö Üniversitesini kazanıyor ve ilk defa Kenwa Mabuni ustanın Karate-Do okuluna gelerek hocası ile tanışıyor. Karate çalışmalarında Kenwa Mabuni usta genç Mandzo'ya karşı çok sert davranıyordu. Kata konusunda, sert ve ciddi şartlar koyarak genç öğrencisini çalıştırıyordu.
 İvata Mandzo |
Kenwa Mabuni, İtosa-ha ve Higaonna-ha stilinin şart ve koşullarından vazgeçmeden, onları değiştirmeden çalışmalarına devam ediyordu. İvata Mandzo, hocasının teklifi üzerine "DAYENRYU" "DZÜDZÜTSU", Mabuni San ustanın arkadaşı ve "KOGARYU NİNDZÜTSU" (Samuray kabilesinin) 14. kuşağından olan Fudzita Seyko ustanın yanında karate çalışmalarına devam ediyordu. 1944 yılında Kenwa Mabuni tarafından ilk kuşak sınavı yapıldı. Aynı yılda İvata Mandzo Astsubay okulunu kazandı. |
1945 yılında Nihon Daygaku Üniversitesinin Teknik Fakültesinde karate hocası olarak işe başladı. İvata Mandzo, hocası Kenwa Mabuni'den "SİHAN SHITO-RYU" unvanını aldı. Bir süre sonra Kenwa Mabuni, tecrübeli öğrencisi İvata Sihan'ın Kanto şehrinin "SHITO-KAİ KARATE-DO BAŞKANI" olmasını ve Tokio şehrinin de bu okulun merkezi olmasını istedi. Hocasının sözünü tutarak İvata San kendi evini de merkezin dairesi olarak kullanmaya başladı. Öğrencisinin bu davranışlarından önce Kenwa Mabuni usta Kansay bölgesindeki Osaka şehrine giderek burada Batı Şubesinin Merkezini oluşturdu.
İvata Mandzo, babasının mesleğine devam ederek TOKİO SEYTYÂDZİTSU GÖ çay üretim firmasının başkanı oldu. Aynı zamanda da "UETİ-DESİ (En iyi öğrenci unvanı) sahibi olarak Fudjito usta ile Karate eğitimine devam ediyordu. 1948 yılında da DZÜDZÜTSU Fudzita Seyko ustadan diploma alarak "NAMBAN SATORYU KEMPO" yani DZÜDZÜTSU sanatının daimi temsilcisi oldu. Aynı zamanda "SİNGETSU-RYU SURİKEN DZÜTSU" (çeşitli silahların fırlatıcı ustası) unvanını aldıktan sonra da SİHAN ve SOUKE unvanı diplomasını aldı. SOUKE unvanı Japonya'da özel ulusal kültüre sahip olan kişilere verilir. Bu unvan Şeref Unvanı olarak ailede babadan büyük oğluna geçer. Böylece bu unvan asırlarca bir kuşaktan diğer kuşağa geçerek kabile tarafından korunur.
1948 yılında İvata San evlendi ve bir yıl sonra büyük oğlu Morio doğdu. 1950 yılında ikinci oğlu Yasunari doğdu.
1952 yılında Kenwa Mabuni üsta vefat etti. Babasının ölümünden sonra, geleneklere göre Keney Mabuni "SOUKE SHITO-RYU KARATE-DO" unvanını aldı. 1954 yılında İvata Mandzo'nun bir kızı oldu, adını Tieko koyuyorlar. 1958 yılında da üçüncü oğlu Gendzo İvata dünyaya geldi.
1956 yılında İvata Mandzo "NİHON KARATEDO-KAİ" yın Doğu Şubesini kuruyor. Buda sonradan "TÜM JAPONYA KARATEDO SHITO-KAİ FEDERASYONU" na dönüşüyor. 1960 yılında Mandzo İvata, "BÖLGE KANTO NİHON KARATEDO-KAİ SHITO-RYU" Başkanı oluyor.
1964 yılında etkinli bir şekilde çalışarak, "DZENNİHON KARATEDO REMEY" (Tüm Japonya Karate-Do Federasyonunu) kurarak onun daimi başkanı ve ilk olarak 1. Kategori, sonra da Ulusal Hakemi oluyor. Aynı zamanda da "DZENNİHON KARATEDO REMEY SHITO-KAİ" yani Japonya Federasyonunda "SHITO-KAİ" Federasyon Bölümünü kuruyor. Bu Federasyon Bölümü Başkanı da Tanaka Eyiti Sensey oluyor.
Ekim 1964 yılında Tüm Japonya Karate-Do Federasyon Örgütü (F.A.J.K.O.) kuruluyor, bu kuruluşun oluşumu da Mandzo İvata'nın büyük katkısıyla gerçekleştiriliyor. İvata San, Karate-Do ustaları arasında en genç yaşında Siyah Kuşak 8. Dan'a yükseldi. Bu unvan F.A.J.K.O tarafından verilmiştir. 1970 yılında Birinci Tüm Stiller Dünya Şampiyonası yapıldı. Mandzo İvata, Japonya takımının temsilcisi olarak iştirak etmiştir. Bu müsabakalar "NİHON BUDOKAN" dövüş sanatı salonunda yapılmıştır.
1972 yılında Mandzo İvata trafik kazası yaptı ve Osaka şehrinde iki hafta başından ağır yaralı olarak komada yattı. Ölüm kalım mücadelesi vererek, uzun süre Karate-Do Felsefesi ile büyük irade gücüne sahip olması nedeniyle hayatta kalmayı başardı. 1973 yılında iki şubeden oluşan "NİHON KARATEDO SHITO-RYU KAİ" birleşerek, "TÜM JAPONYA KARATEDO SHITO-KAİ" adı altında gelişmeye devam etti.
Mandzo İvata, Kenva Mabuni ustanın emirlerini yerine getirmek amacıyla "SHITO-RYU" Karate-Do stilini Dünya'ya tanıtmaya çalışırken, ustasının Felsefesini devam ettirdi, Kata ile Bunkay Kumite'ye önem vererek aynı düşünce ile öğrencilerini yetiştirmeye çalıştı. 1973 yılında Singapur şehrinde yapılan Birinci Asya Karate Şampiyonasında hakemlik yaptı. 1980 yılında Tanyaki Eyiti öldükten sonra, Karate-Do "SHITO-KAİ" Federasyon Başkanı oldu.
Mandzo İvata, Sovyetler Birliğine giderek 75. Moskova Karate-Do "SHITO-RYU" Şubesini ziyaret ederek, Şube Başkanı ve Tüm Sovyetler Birliği Karate Hocası Tetsuo Sato Sensey ile birlikte kuşak sınavı yaptı
 Gendzo Babasının Resmi İle |
1986 yılında Tüm Japonya Karate-Do Federasyonu'nun Teknik Bölümü Başkanlığını yaptı, 1991 yılında da yaşlılık nedeniyle Federasyonda Danışman olarak (uzman) görev yaptı. 1993 yılında Tüm Dünya "SHITO-RYU" Karate-Do Federasyonunu kurdu ve ilk Dünya Federasyon Başkanlığını yaptı.
İvata Mandzo Sihan, 4 Haziran 1993 yılında saat 15-29'da kalp krizinden vefat etti.
İvata Mandzo Sihan, Karate-Do "SHITO-RYU" dan en yüksek ustalık seviyesini, 10. DAN'ı kazandı.
|
TETSUO SATO SENSEY
 |
Sato Sensey, Rusya'da 1968 yılında Moskova Patris Lubumbu Üniversitesinde eğitim gördüğü zaman Karate ile ilgili çalışmalarına başladı. O zaman Sato Sensey 4. DAN, siyah kuşak derecesinde idi. Her şey Laoslu öğrenci arkadaşının sağlık durumunun zayıf olmasıyla başlandı. Arkadaşının sağlık durumunun iyileşmesi için onunla Karate çalışmalarına başladı. İlk aşamada fiziki durumunun, yani sağlıklı bir bünyeye sahip olması, sağlık durumunun devamlı kontrol altında tutulması gerekiyordu.
Kısa bir süre sonra Laoslu öğrencinin sağlık durumu iyileşti. Olayı öğrenen Üniversite öğrencileri idmanlara katılmak istediler. İşte böyle Rusya'da "DOKOKAİ" yani aynı düşünceyi paylaşan öğrenciler cemiyeti oluştu. Sato Sensey, Üniversiteyi bitirdikten sonra Mastera yapmak için Moskova Devlet Üniversitesine başvurarak eğitimine orada başladı. Bu nedenle de Karate kurslarına aynı Üniversite Spor salonunda devam etti.
Bu dönemde Sovyetler Birliği'nde Karate Avrupa yöntemiyle sunuluyordu, yani bir sokak dövüşü gibi sistem mevcuttu. Fakat Sato Sanın çanını sıkan bir mesele de, insanlar tarafından Karate Felsefesinin yanlış anlayışı idi. Sato Sensey, Karate-Do-Karatenin Yolu olduğunu hatırlatarak, öğrencilerinin irade gelişiminin "karatenin kendileri tarafından ilk olarak uygulanmaması" idi. Karate-Do eğitiminde öncelikle kendi karakterlerinin gelişimini, irade güçlerinin yükselişiyle sağlanabileceğini öğrencilerine anlatıyordu.
Üniversite Yöneticileri, Sato Senseyin bu yaklaşımını uygun görerek, Üniversite Beden Eğitimi Programına Savunma sanat sistemini, yani Karate-Do Felsefesini eklediler. Böylece Karate-Do resmi olarak Rusya'da faaliyete başladı.
|
Sato Sanın Moskova'da ilk açık Karate tanıtım gösterisi
Moskova'da eğitim gören ve Sovyetler Birliği'nin çeşitli cumhuriyetlerinden gelmiş olan öğrenciler yavaş yavaş Sato Senseyin Karate kurslarına katılmaya başladılar. Üniversite Spor salonlarında haftada üç gün Karate çalışmaları yapılıyordu. Öğrencilerin arasında Matematik, Fizik, Tıbbi, Psikoloji, yani doktora yapmış olan bilim adamları, sanatçılar, mühendisler de vardı.
Bu dönemde Sovyetler Birliğinde genel olarak Karate-Do yanlış yönlendiriliyordu. Birçok sahtekâr antrenörler tarafından gençler kandırılıyordu. Karate Felsefesi ile alâkası olmayan kişiler antrenörlük yapmaya kalkışıyorlardı. Vatandaşlardan yüksek ücret alınıyordu. Karate spor değil, para kaynağı olarak görülüyordu. Aynı zamanda müsabakalarda sporcular sık sık sakatlanıyorlardı. Sakatlanan sporculardan ikisi ölümle sonuçlandı. Bu sebeple Karate hakkında bir karar alındı ve serbest karate eğitimine son verildi. Bu yasaklık Japonya'nın "Yömiuri" gazetesinde şöyle değerlendirildi: "Bu yasaklık aslında iyi bir yaklaşımdır!"
Kararın alınması, sahte antrenörlerin faaliyetlerini engellediği gibi, ciddi ve doğru Karate faaliyetini yapan antrenörlerin işlerini de durdurdu.
O dönemde Sato Sanın gerçek Karate eğitimini alan öğrencilerin sayısı 500 kişiyi buluyordu. Müsabakalar da iştirak eden Sovyetler Birliği takımındaki 8 sporcudan 5 sporcu Sato San Senseyin öğrencileri idi.
1980 yılında Japonya Karate-Do Federasyonu Başkanı Mandzo İvata Sihan, Tetsuo Sato ile açık kuşak sınavı yaparak 5 öğrenciden biri bayan 2. Dan, 11öğreciden ikisi bayan 1. Dan unvanı verilmişti. Sato San için en önemli mükâfat, öğrencilerinin cumhuriyetlerine dönerek Sovyetler Birliğinin her bölgesinde gerçek Karate-Do faaliyetini gösteriyorlardı. Sovyetler Birliği gençlerine Japonya'yı, Japonları anlatıyorlardı. Sito-Ryu Sito Kai şubeleri Doğu'dan Batıya, Kuzeyden Güneye kadar her büyük şehirlerde, Başkentlerde faaliyet gösteriyorlardı. Sahalinden, Habarovsk şehrine kadar, Uzakdoğu da Minsk şehrine kadar yayılmıştı. Orta Asya' da Duşanbe, Frunze (Bişkek) de şubeleri vardı.
Sovyetler Birliğinde Sato Senseye: "Sizin öğrencileriniz eğilmez, çelik gibidirler!"diyorlardı. Japonya'nın Moskova Özel Muhabiri Hamadzaki Koiti Sato Sensey hakkında şöyle yazmıştır: "46 yaşındaki Sato San yakışıklı bünyesi, ağır başlı, V-ci Dan unvanı ile Sovyetler Birliğinde yetiştirdiği öğrencilerinin arasında bulunan en güçlü sporcularında bile ufacık şiddet niteliği bulunmamaktadır. Tüm öğrencileri temiz ahlâka sahip, telim terbiyelidirler. Bu da Sato Senseyin karakterinin aynasıdır!"
Sato Tetsuo.: "Eminim ki, Japonca düşünmek, Karate-Do'nun gerçek felsefesini anlamaktır. Bu yaklaşım Japon diline ve Japonya'ya daha fazla ilgi çektirecek bir anlayıştır!" dedi
Sato Sensey En Başarılı Öğrencileri İle
(Soldan sağa): Sergey Şinkov (4. Dan); Rusya Karate-Do Federasyonu Başkan Yardımcısı, Uluslararası Rusya SHITO-RYU Federasyon Başkanı; Valeriy Dubinin (5. Dan), Rusya Karate-Do Federasyon Başkanı, Uluslararası Karate-Do SHITO-RYU Federasyon Başkan Yardımcısı; Tetsuo Sato San (6. Dan), Sovyetler Birliğinde SHITO-RYU (SHITO-KAİ) stilinin kurucusu; Aleksey Repin (5. Dan), Rusya Karate-Do SHITO-RYU Federasyonu Genel Sekreteri.
|